Stoacılar Nasıl Yaşar? Bilimsel Bir Bakışla Basitçe Anlatmak
Eskişehir’de bir kafede otururken, soğuk bir kış günü dışarıda yağan karı izlerken, aklıma birden Stoacılar geldi. Hani şu antik Yunan’dan, duygularını kontrol eden ve dış dünyanın olaylarına karşı içsel huzurlarını kaybetmeyen insanlar. Düşünsenize, yağmur yağıyor, araba sürerken bir trafik sıkışıklığına giriyorsunuz, evdeki kediniz bile mızmızlanıyor. Peki ya bir Stoacı, böyle bir durumda ne yapar? Hangi felsefi adımları atar? Hadi gelin, Stoacılar nasıl yaşar, bunu hem bilimsel bir bakış açısıyla hem de hayatımıza dokunan örneklerle keşfedelim.
Stoacılık Nedir? Kısa Bir Giriş
Öncelikle Stoacılığı kısaca tanıyalım. Stoacılık, M.Ö. 3. yüzyılda Atina’da Zenon tarafından kurulan bir felsefe okuludur. Temel prensiplerinden biri, dış dünyada meydana gelen olayların bizi ne kadar etkilese de, bu olaylara nasıl tepki verdiğimizin tamamen bizim kontrolümüzde olduğudur. Yani, dışsal faktörler bizim ruh halimizi belirleyemez, sadece biz buna nasıl tepki vereceğimizi seçeriz.
Bir başka deyişle, Stoacılar hayatı olduğu gibi kabul eder, ne olursa olsun içsel huzurlarını korumaya çalışırlar. Bu, sıradan bir insan için kulağa biraz zor gelebilir, ama aslında Stoacılar bize, her anın içinde bir fırsat olduğunu öğretirler.
Stoacılar ve Kontrol Edilebilen, Edilemeyenler
Stoacılar nasıl yaşar? sorusunun cevabı burada başlıyor: Stoacılar, hayatlarında kontrol edemedikleri şeyleri kabul ederler. Mesela, bu sabah kalktığınızda güneşin çıkıp çıkmayacağını, trafiğin nasıl olacağını ya da markette istediğiniz ürünün olup olmayacağını kontrol edemezsiniz. İşte Stoacılar, bu tür dışsal olaylara odaklanmak yerine, sadece kendi tepkilerini kontrol etmeye çalışırlar.
Bir örnekle açıklayalım. Diyelim ki, işe gitmek için yola çıkıyorsunuz ve her zamanki gibi trafik felç olmuş. Stoacı bir kişi bu durumda ne yapar? Trafiğe takılmak yerine, “Bu trafik, kontrol edebileceğim bir şey değil. Ama nasıl tepki vereceğimi kontrol edebilirim,” der ve sabırla beklemeye başlar. Bu, onun huzurunu bozan değil, sadece geçici bir durumdur. İster trafik, ister kedinizin tüy dökmesi, Stoacı yaklaşım her durumda sabırlı ve sakin kalmayı gerektirir.
Bir Stoacının uyguladığı “kontrol edilebilen” ve “kontrol edilemeyen” şeyler ayrımı, aslında onların tüm yaşam pratiklerinin temelini oluşturur. Yani, bazen bir gününüzün kötü geçmesi, işleri istediğiniz gibi yapamamanız tamamen dışsal faktörlerden kaynaklanabilir. Ama bunun üzerine duygusal tepkiler vermek, sinirlenmek, üzülmek gibi şeyler tamamen sizin kontrolünüzdedir.
Stoacılar ve Duygular: Duyguların Kölesi Olmak mı, Efendisi Olmak mı?
Peki, Stoacılar duygularını nasıl yönetirler? Bu soruya verdiğim yanıt biraz da günümüz toplumundaki “her şeyin bir duygusal karşılığı vardır” anlayışına karşı duruyor gibi gelebilir. Stoacılar, duyguların gelip geçici olduğunu kabul ederler. Ancak, bu duyguları kontrol etmeye çalışmak yerine, onlara tepki vermeyi öğrenirler. Kızgınlık, hayal kırıklığı ya da mutluluk, hepsi insan doğasının bir parçasıdır. Stoacılar için önemli olan, bu duyguları hayatınızın merkezi haline getirmemek ve ruh halinizi başkalarının eylemlerine bağlı kılmamaktır.
Bir örnek üzerinden gidelim: Diyelim ki çok sevdiğiniz bir arkadaşınız sizi arayıp, bir konuda sizi hayal kırıklığına uğratıyor. Normalde bu durumda sinirlenir, üzülürsünüz. Ama bir Stoacı, bu durum karşısında kendini kontrol altına alır ve şöyle der: “Benim arkadaşımın söyledikleri, sadece onun bakış açısı. Benim hislerim ve tepkilerim, sadece benim kontrolümde.” Yani, Stoacılar duygularını kontrol etmek yerine, onları yönetmeyi tercih ederler.
Stoacılığın Günlük Hayata Yansıması: Bir Deneyim
Biraz daha somutlaşmak için, Eskişehir’deki kendi yaşamım üzerinden bir örnek vereyim. Hadi diyelim ki, akşam saatlerinde bir etkinliğe katılmaya karar verdiniz. Giyindiniz, hazırlandınız, ama etkinlik aniden iptal oldu. Hemen tepkiniz ne olur? Sinirlenir, hayal kırıklığına uğrar mısınız?
İşte, bir Stoacı bu durumda, iptal olan etkinliği bir fırsat olarak görür. “Bu, benim kontrol edebileceğim bir şey değil, ama bu zamanı nasıl değerlendirebilirim?” diye sorar. Belki de o zaman, daha önce ertelediği bir kitabı okur ya da yapması gereken başka bir işi halleder. Durum ne olursa olsun, Stoacı asıl soruyu sorar: “Bunun üzerine nasıl tepki veririm?” ve cevabını da kendi içsel huzurunu bozmadan verir.
Sonuçta, Stoacılar, hayatı sadece anlık olgularla değil, uzun vadeli bir bakış açısıyla değerlendirirler. Her durum, ona nasıl yaklaşacağımıza dair bir fırsattır. İster trafik, ister iş yerindeki stresli bir durum, ister kişisel ilişkilerdeki iniş çıkışlar olsun; Stoacı yaklaşımda önemli olan, her durumda içsel dengeyi bulmak ve dışsal faktörlerin etkisinde kaybolmamaktır.
Stoacılık ve Modern Yaşam: Uygulamak Zor mu?
Bugün, stoacılığın modern dünyada uygulanabilirliği hakkında sıkça tartışmalar yapılıyor. Teknolojik devrim, sürekli stres, sosyal medya etkileri gibi faktörler hayatımızı zorlasa da, Stoacılar bize bir şeyler öğretiyor: “Hayatın olaylarına tepkinizi kontrol edin, çünkü kontrol edebileceğiniz tek şey budur.” Sonuç olarak, Stoacılığın ilkelerini gündelik hayatımıza uygulamak, ruhsal bir denge kurmanın ve stressiz bir yaşam sürmenin anahtarlarından biri olabilir.
Yani, belki de Stoacılık, antik bir felsefe değil, günümüzün gürültüsünde bir nefes alma şeklidir.