Sigara Hangi Dilde?
Bir Anlık Karar
Kayseri’de soğuk bir akşamüstüydü. Şehirdeki o ince, keskin rüzgar her zaman bir şekilde kalbimdeki boşluğu biraz daha büyütürdü. Belki de buna alışamamıştım. O an, evimin hemen dışında bir bankta oturuyordum. Havanın sertliği, ne kadar yorgun olduğumu bir kez daha hissettirdi bana. Bir sigara paketini cebimden çıkarıp elime aldım. Birkaç saniye düşündüm. Bu düşünceler, sigaranın içindeki tütün kadar basitti. Sigara, aslında bana ne ifade ediyordu? Ya da daha doğru söylemek gerekirse, sigara hangi dildeydi?
Her şeyin anlamını bulmaya çalışırken, bazen bir şeyler iç içe geçer, birbiriyle kaynaşır. Tıpkı sigara gibi. Çoğu zaman gözlerimin içine bakmadan, sadece bir şekilde içiyordum. Ama bu sefer farklıydı. Bu sefer sigara, bana hiç düşünmediğim bir soruyu sordu. Sigara hangi dilde?
Kayseri'de Bir Genç, Bir Sigara ve Hayal Kırıklığı
Beni tanıyanlar bilir, aslında günlüklerimle doludur hayatım. Her gün bir parça duygusal yükü yazıya dökerim. Ama bu kez, bir şeyleri bir kenara bırakıp sigara ile baş başa kaldım. Kayseri’nin o tipik sokaklarını, herkesin biraz aceleyle yürüdüğü o anları düşündüm. Sigara içmek, adeta o koşuşturmanın içinde durmak gibiydi. Ama durduğunda hissettiklerim, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında hiçbir anlam ifade etmezdi.
Sigara içtiğimde, adeta içimde bir boşluk vardı. Bir yanımda bu boşluğu doldurmak için uğraşan bir gencin hayal kırıklığı vardı. Kayseri’de büyümek, aslında sürekli bir şeylerin peşinden koşmak gibiydi. Hangi dildeydi sigara? Bunu düşündüm, düşündüm ve düşündüm. Kendisini tanımlamayan bir şeydi, tıpkı bazen hissettiklerimi tam ifade edememek gibi. Sigara içmek bana ne katıyordu? Hayal kırıklığımı mı bastırıyordu? Yoksa gerçekten sigara bana bir dil mi öğretiyordu?
Bir Ses, Bir Nefes
Çok geçmeden, sigara bana bir şeyler anlatmaya başladı. Dumanın içindeki o anlık sessizlik, içinde hissettiğim duyguları bir kez daha büyütüyordu. Her nefeste bir şeyler kayboluyordu, ama bu kaybolanlar, sanki yeniden doğuyordu. İçimden bir ses geliyordu; “Hayat kısa, o yüzden bir kez daha iç.” Ama o ses, aynı zamanda bir uyarıydı. “Hayat kısa, ama sigara seni kısa tutar.” İronik değil mi? Bunu düşündükçe, bir yandan sigaranın beni ne kadar sarstığını hissettim, bir yandan da içimde bir umut ışığı yanmaya başladı.
Bir anda, Kayseri’nin o soğuk akşamında sigara içen bir gençten çok, duygusal bir genç haline geldim. İçimdeki hayal kırıklıkları, tüm yaşadığım duygular, sigaranın dumanında bir şekilde savruluyor gibiydi. Ama ne kadar savrulursa savrulsun, o sigara dumanı bir yanda başka bir dilde, başka bir hayatın sesini duyuruyordu. Belki de o ses, bir noktada benim hayatımda yeni bir dönüm noktasının sinyalini veriyordu.
Ve Umut, Bir Yudum Daha
Sigarayı söndürmeden önce, son bir yudum aldım. O son nefeste, aslında sigaranın bana öğretmeye çalıştığı şeyi fark ettim. Sigara, yaşadığımız duyguların adeta bir yansımasıydı. Her içtiğimizde bir şeyler kaybederken, bir yandan da bir şeyler kazanıyorduk. Hangi dildeydi sigara? O dilde, belki de hayal kırıklığı vardı, ama umudun sesi de bir o kadar yüksekti. Bir dilde, bir hayal kırıklığı vardı; diğer dilde ise yine umut vardı. Belki de ikisi birbiriyle birleşiyordu, tıpkı sigaranın dumanının havaya karışması gibi.
Kayseri’nin soğuk sokaklarında, sigaranın içindeki dumanı ciğerlerimde hissettikçe, aslında bu dünyanın karmaşıklığına biraz daha yaklaşmış oldum. Ne zaman kaybolmuş olsam, o duman beni hep hatırlatırdı. Sigara içmek bir dilin sessizliğiydi, ama aynı zamanda ona karşı duyduğum her anlık his, bir anlamda hayata tutunma şeklimdi. Bir bakıma sigara, beni kimseye anlatamadığım duygularımla yüzleştiriyordu. Ne zaman içsem, her şey biraz daha netleşiyordu. Yavaşça içimin yükü azalıyor ve dumanla birlikte savruluyordu.
Sonuçta, Sigara ve Dil
Sigara, aslında sadece bir alışkanlık değildi. O, duyguların dışa vurumuydu. İçindeki duman, her bir nefeste içindeki kaybolan bir yanını, ama aynı zamanda yeniden doğan bir diğerini simgeliyordu. Hangi dildeydi sigara? Belki de o dil, kimsenin duymadığı, ama hepimizin hissettiği bir dildi. İnsanın içinde kaybolan her duygu, sigarayla birleşerek bir şekilde dışarıya çıkıyordu. İçimdeki boşlukları bir anlığına da olsa unutturuyor, ama sonra bir başka boşluk daha ekliyordu.
Sigara, her zaman karmaşık bir şeydi. Belki de sigara, yaşadığımız duyguların içindeki boşluğu fark ettiğimizde anladığımız bir dil. O dilde, sigaranın tütününden çok, yaşadığımız hayal kırıklıklarının, umutların ve korkuların yankısı vardı. Kayseri’nin o soğuk akşamında, sigara içmek, aslında bana bir şeyler anlatan bir dilin, bilinçaltımda yer alan bir parçasıydı. Bu dil, bazen kaybolduğunda, bazen de yeniden ortaya çıktığında, bana çok şey öğretiyordu.
Umarım bu yazı, sizde de bir şeyler uyandırır, tıpkı sigaranın dumanının içimde yarattığı duygusal boşluk gibi.