İçeriğe geç

Seçilen ne demek ?

Seçilen Ne Demek?

Bir Kelime, Bir Yaşamın Derinliği…

Seçilen Olmak: Bazen Neden, Bazen Tesadüf

Kayseri’nin sokaklarında yürürken, gözlerim yorgun, ama zihnim bir o kadar taze. Her köşe, her bina, her insan… Hepsi bir zamanlar içimde yankı yaptı. Günlüklerimdeki satırlarda daima yeniden yazdığım o sorular: “Seçilen ne demek?” diye yazmışım. Yıllar geçtikçe bu sorunun anlamı değişti. Ama hep bir nokta vardı: Seçilen olmak, hayatın sana sunduğu bir şey değil, sana kendini sunabileceğin bir fırsat.

Geçen gün, bir arkadaşım bana sormuştu: “Bunu nasıl seçtin? Neden bunu tercih ettin?” O an bir cevap veremedim, çünkü o anda seçtiğim şeyin ne demek olduğunu tam olarak çözemedim. Seçilen olmak sadece bir kararın sonucu muydu? Yoksa hayatın sana bıraktığı bir miras mıydı?

Benim için her şeyin başladığı an, üniversiteden sonra kendi işimi kurma kararımdı. Kayseri’nin sessiz ama güçlü atmosferinde, bir köşe dükkanında hayatımı değiştirecek bir seçim yapmıştım. Bunu bilerek, kendi isteğimle, çok heyecanlı bir şekilde yapmıştım. Ama sonra, işler beklediğim gibi gitmedi. Seçimimin sonuçları yavaşça değişmeye, kaybolmaya başladı. Şimdi o kararın ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Bir An, Bir Duygu

Bir akşam, Kayseri’nin dağlarından esen rüzgar biraz daha soğuktu. Yaz bitmişti, sonbahar gelmişti. O gün, her şeyin bir anda değişeceğini hissettim. Bir dostumla buluştum; geçmişi, anılarını konuştuk. Uzun bir sessizlik vardı aramızda. Sonra bana dönüp dedi ki: “Hayatını seçen kişi kim? Kimdir seni sen yapan?” Gözlerim doldu. Bir an, bütün hislerim karıştı. O an, sanki bütün dünya dönmeye devam ediyordu, ama ben orada, bir yere sıkışmış gibiydim.

“Seçilen ne demek?” sorusu, bir kere daha aklıma kazındı. Herkesin bir zamanlar bu soruyu sorması gerekiyordu, değil mi? Seçilen olmak, hayatının kontrolünü elinde tutmak mı demekti? Yoksa başkalarının seni seçmesini mi beklemekti? Yavaşça cevap vermek istedim: “Seçilen olmak, sadece kendi yolunu bulmak değil, aynı zamanda o yolun seni nereye götüreceğini kabullenmektir.”

O an fark ettim: Seçilen olmak, bazen bir kayıp gibidir. Yavaşça kaybolan bir umut gibidir. Bazen, bir karar verirken her şey yolunda gider gibi gelir, ama sonra, bu yol bir noktada seni sadece yorar, sarsar. Kendi seçimlerinle baş başa kalırsın.

Seçimlerin Çatışması ve Kendini Bulma

O zamanlar, bir yanda seçimlerimle gururlanırken, diğer yanda da onların beni nerelere götüreceği konusunda endişelerim vardı. Bir gün, her şeyin üst üste geldiği bir anda, bir karar verdim. Artık her şeye karşı, kendimle barışmak istedim. Kendi yolumda ilerlerken, başkalarının ne düşündüğüne çok fazla takılmamaya karar verdim. Kendimi en iyi ben seçebilirim diye düşündüm.

Seçilen olmanın verdiği hayal kırıklığını hissettiğimde, aslında bunun sadece bir dönüm noktası olduğunu fark ettim. Kayseri’nin dar sokaklarından birinde yürürken, hiç beklemediğim bir anda geçmişimin bütün kayıplarını tekrar yaşamaya başladım. Yavaşça gözlerim doldu. O an seçilen olmak demek, hayatın seni ne kadar zorlayabileceğini, ama yine de devam etmen gerektiğini anlamak demekti.

Belki de seçilen olmak, hayatını bir kez daha seçebilme gücünü bulmak demekti. O kadar çok denedim, o kadar çok kayboldum ki… Her kaybolduğumda biraz daha kendimi buldum. O an fark ettim: Seçilen olmak, her zaman bir kayıp değil, aynı zamanda bir buluştu.

Seçilen Ne Demek?

O gece, sabaha kadar düşündüm. O kadar çok şeyin iç içe geçtiği, birbirine karıştığı bir yaşamda, gerçek seçilen olmanın ne demek olduğunu anlayabilmek ne kadar zordu. Ama sonunda şunu fark ettim: Seçilen olmak, sadece hayatta karşına çıkan fırsatlarla değil, o fırsatları nasıl değerlendirdiğinle ilgili. İnsan, neyi seçtiğini düşündüğü kadar, neyi seçmediğiyle de büyür.

Bir insan, kendi seçimlerinden, hayal kırıklıklarından, kayıplarından korkmazsa, o zaman gerçekten seçilmiştir. Kayseri’nin soğuk sabahında yürürken, artık içimde bu duyguyu hissettim: Seçilen olmak, korkusuzca ilerlemek demekti. Kimse sana neyi seçeceğini söyleyemez. O yol, sadece senin yolun olmalı.

Seçilen olmak, sadece bir kelime değil, bir yaşam biçimiydi. Seçilen olmak, bir gün sonunda, kendi karanlığını aydınlatan ışığın olabilmekti. Seçilen olmak, o anı hissedebilmekti. O anı seçebilmekti.

Sonuç: Seçilen Olan Ben Miyim?

Artık geri dönüp bakınca, seçimlerimin doğru ya da yanlış olup olmadığını sorgulamıyorum. Her şey, o anı yaşamakla ilgili. Her anın içinde, her adımın içinde seçim yapma gücünü bulabilmek. Kayseri’nin sıcak yaz akşamlarında yürürken, bu kelimenin bana ne anlam ifade ettiğini her gün biraz daha net anlayabiliyorum: Seçilen olmak, kendini bulma yolculuğunda kaybolmamak demekti.

Bir gün, bir şekilde bu soruya cevap vereceğim: Seçilen ne demek? O zaman belki bir parça huzur bulurum. Ama bugün, sadece bu sorunun içinde kaybolmak istiyorum. Çünkü seçilen olmak, belki de her zaman bu kadar karmaşık, bu kadar belirsizdir.

Sonuçta, seçilen olmak sadece bir anlık bir şey değil, bir yaşamın içindeki her adım, her gözyaşı, her kahkaha ile bir bütündür. Ve ben, tüm bu parçaları bir arada tutarak yoluma devam ediyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet bahis sitesiTürkçe Forum